Make your own free website on Tripod.com

 

 Turkflag.gif (8638 bytes)

 

||||--- H o Ş G e L D i N i Z ---||||

 


>>Yok Karşılığı Yüzünün<<

  Senin sana rağmen bir yüzün var

herkesin ilk aşkına benzeyen

beklemek kadar acı, anlamak kadar zor

nedensiz ölümlerin suskunluğu gibi

yok karşılığı yüzünün

 

Senin sana rağmen bir yüzün var

herkesin ilk aşkına benzeyen

yakınlaştıkça imkansız uçurumlar

nedensiz hayatların o büyük acısı gibi

yok karşılığı yüzünün

 

>> Cezmi Ersöz <<

 

 


 

»Öpücükler«

Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bir sempati ile izlediler... Basamakları geçti. Boş olduğu söylenen koltuğu el yordamı ile buldu. Oturdu... Cantasını kucağına aldı. Bastonu koltuga yasladi. 34 yasindaki Susan, bir yildir görmüyordu. Bir yanlis teshis sonucu görmez olmus, birden karanlik bir dünyanin icine düsmüstü. Öfke.. Kizginlik.. Kendine acima.. Hayatta tek dayanagi artik kocasi Mark'ti.. Mark hava kuvvetlerinde subaydi. Susan'i bütün kalbi ile seviyordu. Susan gözlerini kaybedince, Mark karisinin icine düstügü umutsuzlugu hemen farketmisti. Ona yeniden güc kazanmasi, kaybettigi kendine güvene yeniden sahip olmasi icin yardim etmeliydi. Susan gene kendi kendine yeterli olduguna inanmali, kimseye bagimli olmadan yasayabilmeliydi. Sonunda Susan'i isine dönmeye ikna etti. Peki ama evden ise nasil gidecekti?... Genelde otobüsle giderdi. Ama simdi koca kenti bir uctan ötekine tek basina gecmekten korkuyordu. Mark her sabah onu arabasi ile ise birakmayi önerdi. Kendi isi tam aksi yönde oldugu halde.. Ilk günler Susan kendini rahat hissetti. Mark da, "Görmüyorum, artik hicbir ise yaramam" diyen karisini calismaya baslattigi icin mutluydu. Ama bir süre sonra Mark islerin iyi gitmedigini farketti. Baskasina bagimli yasamin Susan'i mutlu etmesi mümkün degildi. Ise eskiden oldugu gibi kendi basina otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hala o kadar hassas, o kadar kirilgan, o kadar öfkeliydi ki.. Ne yapabilirdi?.. "Otobüs" lafi agzindan cikar cikmaz, Susan öfkeyle haykirdi.. "Nasil yaparim?.. Görmüyor musun ben körüm!.. Nerde oldugumu nerden bilirim, nereye gittigimi nasil anlarim.. Galiba sana agir gelmeye basladim, beni basindan atmaya calisiyorsun.." Duyduklari Mark'in kalbini fena halde kirdi. Ama ne yapacagini biliyordu.. "Her sabah ve aksam otobüsünü arabamla takip edecegim. Sen bu yolculugu tek basina yapmaya hazir olana dek sürecek bu.." Tam iki hafta Mark, Susan'in otobüsünün arkasindan gitti.. Iki hafta boyu karisina görme disindaki duyularini nasil kullanacagini anlatti. Özellikle duymanin pek cok sorunu cözecegini izah etti. Kulaklari ona nerede oldugunu söyleyebilirdi. Yeni yasam tarzina alismasina yardimci olabilirdi. Otobüs söförü ile ahbap olursa, hersey kolaylasir, soför hergün ona önde bir yer bile ayirirdi. Nihayet Susan, yolculugu tek basina yapmaya hazir oldugunu hissetti. Pazartesi sabahi geldi.. Ayrilirken, otobüsünün gecici eskortu kocasina, hayattaki en büyük dostuna sarildi.. Gözleri yasla doluydu Susan'in.. Kocasina öyle tesekkürle doluydu ki.. Onun sabri, sadakati, destegi ve sevgisiyle umutsuzluk ucurumundan nasil cikmis, nasil yeniden hayata dönmüstü.. "Allahaismarladik" dedi kocasina ve uzun zamandan beri ilk defa ters yönlerde yola ciktilar. Pazartesi.. Sali.. Carsamba.. Hergün mükemmel gecti Susan icin.. Kendini hic bu kadar iyi hissetmemisti. Yapiyordu.. Basariyordu.. Tek basina basariyordu.. Kendi kendine gidip gelebiliyordu iste.. Cuma sabahi, Susan her günkü gibi otobüse bindi.. Ofisinin karsisindaki durakta inerken bilet parasini uzatti söföre.. "Sizi kiskaniyorum bayan" dedi, soför.. Susan soförün baskasina hitap ettigini düsündü.. Bir körün gipta edilecek nesi olabilirdi ki?.. "Neyimi kiskaniyorsunuz benim" diye sordu söföre.. "Sizin kadar sevilmek, sizin kadar sefkat ve sevgiyle korunmak cok hos bir duygu olmali bayan" dedi soför.. "Nasil yani" dedi, Susan.. "Bir haftadir, her sabah yakisikli bir subay kösede duruyor ve siz otobüsten inene kadar izliyor. Yolu kazasiz gecmenize bakiyor, ofisinize girene kadar oradan ayrilmiyor. Sonra size bir öpücük yolluyor, elini salliyor ve yürüyüp gidiyor. Siz cok talihli bir kadinsiniz bayan.." Mutluluk göz yaslari Susan'in yanaklarindan akmaya basladi. Ve birden hatirladi.. Mark'i hic görmüyordu ama, bir haftadir yaninda oldugunu hem de öyle kuvvetli hissediyordu ki.. Talihli, gercekten cok talihli idi. Öyle bir armagan vermisti ki ona hayat, görmekten daha degerliydi.. Bu armaganin varligina inanmasi icin görmesi gerekmiyordu. Sevginin aydinlatmayacagi hicbir karanlik yoktu cünkü...


 

>>MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN<<
VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,

bahçesinde ebruliii

hanımeli

açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını

bahçesinde ebruliiii

hanımeli

açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda

bahçesinde ebruliiii

hanımeli

açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:

bahçesinde ebruliiiii

hanımeli

açan ev..

>> Nazım Hikmet <<

 


 

 yasemins.jpg (1564 bytes)

SonGüncelleme: 02/01/2002

 © Copyright 2002 YaseminS